21.05.2024
Cinius Yayınları

Biz Kimiz? | SSS | Yazar Girişi | Cağaloğlu: (212) 528 3314 | Kadıköy: (216) 550 5078 | Ankara: (312) 439 7487 | İletişim | English ..

Cinius Yayınları > Katalog> Kitap Listesi

Tüm Yayınlar
Çağdaş Türk Yazarları
Şiir Kitapları
Anı
Araştırma İnceleme
Tarih Bilim Felsefe
Ekonomi
Sağlık
Kişisel Gelişim
Sözlük
Yemek Kitapları
Deneme
Gezi Kitapları
Mizah ve Eğlence
Din ve Teoloji
Eğitim / Dil


İsmail Dumanlar
Sıralamayı göre yap

-18 - 165917

Başkasının Günahı,
İsmail Dumanlar
Mutsuz bir ayrılık, Umutsuz bir birliktelik, Sonuçsuz bir arayış, Sonsuz bir aşk

En büyük aşklar tükenmez. Ama bu, onların toz pembe birer peri masalı olduğu anlamına gelmez. İsmail Dumanlar, ilk romanı Gözyaşı Serinliğinde'den sonra, bu kez yürekleri uzun zaman önce birleşmiş ancak hayatın bambaşka uçlara savurduğu Kemal ve Vahide'yle tanıştırıyor okurunu.

Başkasının Günahı içinde barındırdığı en soylu duygulara rağmen, acımasız bir çatışma aynı zamanda. Romanın kahramanları bir yandan dinmeyen bir aşkın izini sürerken bir yandan da dindirilemeyen bir fırtınadan kaçıyor gibiler. Ve 23 yıl sonra ele geçen eski, soluk bir fotoğraf, yanıtlanmamış soruların yanıtı olurken, bu kez kader, Kemal ve Vahide'yi bambaşka, hepsinden büyük bir sınava hazırlıyor.

Başkasının Günahı'nda aşkın doğası üzerine bir kez daha kafa yoracaksınız. Kavuşamadan, dokunamadan, hatta belki de doğru düzgün tanıyamadan, gerçek bir aşkın mümkün olup olmadığını soracaksınız. Bu sorunun yanıtı ise, tıpkı Vahide ve Kemal gibi sizi de belki bambaşka yerlere sürükleyecek.
...


Roman; 153 sayfa, 2. hamur , ISBN:
Etiket 14,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 13,30 TL (%5 indirim 0,70 TL)



-18 - 103443

Gözyaşı Serinliğinde,
İsmail Dumanlar

Osman Ağa'nın babası Beyti Dede'nin esrarengiz bir hazinenin yerini bildiği sanılıyordu. Oğlu Mustafa ise tuhaf bir laneti üzerinde taşıyordu-- bir lanet ki çok geçmeden tüm aileyi, hayal bile edemeyecekleri bir yere götürecekti.

Gözyaşı Serinliğinde,bir yandan bu ailenin gündelik yaşamını takip ederken, bir yandan da eski bir Trakya kasabası olan Türbedere'nin esrarengiz hikayesini konu alıyor.

Kasabanın yirminci yüzyılını, özellikle son yarısını anlatıyor;
sevdaları, tutkuları, ölümü, ölmeyi, ölebilmeyi,inançları,inançların şeytanca görülebileceğini......


Çağdaş Türk Yazarları; 234 sayfa, 2. hamur , ISBN: 978-605-127-099-9
Etiket 21,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 19,95 TL (%5 indirim 1,05 TL)



0 - 201443

Manastır Gelinleri ,
İsmail Dumanlar

Derenin kenarındaki keşiş, elindeki ağaçtan kâse ile dereden aldığı suya parmaklarını batırarak, dua eşliğinde etraftaki ağaçlara serpmektedir. Atını keşişin yanına süren kral, soracaklarını düşünürken bekler. Keşiş, “Evet biliyorum siz kralsınız. Ben de sahibi Göklerin Kralının olanları baba, oğul ve kutsal ruh adına sizin için kutsayan gezgin, çileci bir keşişim.” diyerek, aklındaki soruları sormak üzere olan kralı cevaplar.
Kral, “Ben konuşmadım, sormadım ki Sen nereden biliyorsun? Hem madem biliyorsun ben kralım, neden diz çökmüyorsun?”
Yüzünü krala doğru kaldıran keşiş başını saygı ile eğerek kralı selamlar.
“Ağaçlar, sular ve taşlar bile konuşurken, siz sustuğunuzu mu sanıyorsunuz yüce kral? Sonra… Siz bu dünyanın kralısınız. Benim dualarım sizin de kralınız olan Göklerin Kralınadır. Ancak bilmenizi isterim ki bu dünyanın kralı siz Henri için de dualarım eksik olmaz.”
Öfkelenen kral,
“Bana bilmediklerimi söyle. Söyle ki canını bağışlayayım. Yalnız önce söyle de bileyim. Sen kimsin, nerelisin?”
“Adımın ve nereli olduğumun ne önemi var Tanrı beni biliyor, ben de Tanrı’yı. Ancak sizin için şöyle diyebilirim; adsızım, yurtsuzum ve yoksulum. Tanrı’nın hizmetinde olan gezgin, çileci bir keşişim.”
* * *
Kont tarafından aşağılanmaya dayanamayan rahibe kontes,
“Demek böyle düşünüyorsunuz? Yaşadığınız dünyanın her türlü nimetini zevk ve ihtiras için doymak bilmez bir açlıkla sonuna kadar tüketirken, benim Tanrı’ya olan inancımı mı sorguluyorsunuz? Eğer sizin yaşadığınız dünyanın kuralları bunu gerektiriyorsa, ben de o zaman size şunu sorarım. Madem birbirimize verdiğimiz söze rağmen beni sizin dünyanızdaki karınız olarak görüyorsunuz, o zaman vassallarınıza gösterdiğiniz güç ve iktidarınızın birazını bana gösterip, geceleri yatağımdaki kadınlar yerine neden siz olmadınız?”
Kontesin acımasız sözleri ile çılgına dönen kont elinde kılıcı dışarı fırladı. O sırada olanları öğrenmek için kapının önüne gelen Vikont Albert’in odadaki kandilin ışığı ile karanlıkta parlayan kılıcını fark eden kont, tereddüt etmeden bu kılıcı tutan elin bedenine kılıcını sapladı. Düşmanının elinden taş zemine düşen kılıcın madeni sesini duyan kont, bedenini saran zaferin dayanılmaz hazzı içinde kılıcını geri çekerken, üzerine devrilen bedenin kardeşi Vikont Albert olduğunu anladığında,t
“Lanet olsun Bu gece kılıcımı da aklımı da iblis kullanıyor” diyerek, elindeki kılıcı fırlattı.

...


Çağdaş Türk Yazarları; 297 sayfa, 2. hamur , ISBN: 9786052969137
Etiket 33,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 19,80 TL (%40 indirim 13,20 TL)



0 - 201939

Monastery Brides,
İsmail Dumanlar

The monk by the creek had a wooden bowl in his hand. He dipped his fingers into the bowl, which he filled with water from the creek, and sprinkled water on the trees around him with prayers. The King, who rode his horse up to the monk, waited as he thought what to ask. The monk said, “Yes, I know. You’re the king. And I, a rover ascetic monk, who blesses those owned by the King of the Skies, in the name of the Father, the Son and the Holy Spirit,” answering the King who was getting ready to ask the questions on his mind. “I didn’t speak,
I didn’t ask How did you know? And if you know I’m the king, why don’t you kneel?” he said.
Raising his face toward the king, the Monk bowed his head with respect and greeted the King.
“Do you think that you are silent, my Mighty King, while even the trees, waters and the rocks speak? Besides… You are the King of this world. My prayers are to the King of the Skies, who is your king too. But I’d like you to know that my prayers are also unfailing for you Henry, the King of this world.”
King asked angrily
“Tell me what I do not know. Tell me so that I spare your life. But first tell me so I that know… Who are you, where are you from?”
“What importance do my name and my hometown have? God knows me and I know God. But for you, I can say that I’m nameless, rootless and I’m a pauper I’m a rover ascetic monk doing God’s work.”

The Abbot glanced at the things on the desk and began talking Jesus spent the night in the city. Later that night, he took Saint Peter and John the Apostle and went secretly back to the shrine. On their way back, as they passed by a carpenter’s workshop with logs in front of it, Saint Petrus was thirsty and thought, ‘If only we had some wine to drink’ John the Apostle, as if he had heard him, thought, ‘Even if we did have wine, we don’t have a grail’ Knowing it all, Jesus went toward a pile of wood. He leaned his palm at the edge of a clean cut piece of log and waited. Then he looked at the grail in his palm and said, ‘Very soon, just like this grail has left the log, my blood will leave my body and fill into this grail’ ’ As he handed the grail to John the Apostle, he added ‘Give this to Peter so he can quench.’ John the Apostle took the grail from Jesus’ hand and unable to say anything, he gave it to Saint Peter. When he took the grail, Saint Peter said to Jesus, ‘We didn’t say anything, how did you hear?’ Jesus said, ‘Does the soul need eyes to see, or a tongue to say? I am the one who hears and says, who sees and tells. Now you will hear me and say, see and tell,’ then he turned to the Golgotha Hill and stood for a while. ...


Çağdaş Türk Yazarları; 309 sayfa, 2. hamur , ISBN: 9786057883520
Etiket 38,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 22,80 TL (%40 indirim 15,20 TL)



0 - 199786

Ruhumdaki Kan ,
İsmail Dumanlar

Masal’ın yüreğinde fırtınalar kopuyordu. Geçmişinin belirsizliği, yaşadığı hayatı gölgeliyor, geleceğini karartıyordu. Tek bir isteği vardı; gerçeği öğrenmek. Gerçeği bilen tek kişi ise, Masal’a hiçbir şey anlatmayarak onu koruduğuna inanıyordu. Oysa saklanan büyük sır ona kendini ifşa etmek üzereydi. Masal’ın bütün hayatını şekillendirecek bilgi, hiç beklemediği bir kişide saklıydı.

İsmail Dumanlar Ruhumdaki Kan adlı yeni romanında kimsesiz bir annenin kızı olan Masal’ın hikayesini takip ederken, bize aşkın gücünü küçümsememiz gerektiğini, en büyük aşkların aynı zamanda en yıkıcı aşklar olabileceğini çarpıcı bir kurgu eşliğinde anlatıyor.

Ruhumdaki Kan sırlar üzerine, melankoli üzerine ve insan bağları üzerine bir roman. Ruhumdaki Kan tüm çıplaklığıyla kibir, önyargı ve intikam üzerine bir roman. ...


Çağdaş Türk Yazarları; 175 sayfa, 2. hamur , ISBN: 9786053230700
Etiket 20,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 12,00 TL (%40 indirim 8,00 TL)



-18 - 112084

Yanar Ateşinde Günahım,
İsmail Dumanlar

Çakar ışığını deniz feneri

Martılar takılır oltasına

Tenimi döver rüzgârın kamçısı

Çiser dalgasını yüzüme deniz



İskelede son vapur kalktı kalkacak
Önümden geçer on yedisinde bir genç

Aklından önde ayakları

Ve sevdalı başında ıslak saçları



Sözleşmiş gibi gecenin bu vaktinde

Koşar hülyasındaki sevgiliye

Rıhtımda kalır üzgün bakışları


Deniz sallar beşiğini


Söyler ninnisini balık

Gökte martılar çığlık çığlık

Bir ben kalmışım rıhtımda
Bir de yüreğimdeki tanık

Ve ben yapayalnızken böyle

Günün değil sonun bittiği

Bana Azrail’in düştüğü bu yerde

Yanar ateşinde günahım

Üşür bedenim Kadıköy İskelesi’nde...


Çağdaş Türk Yazarları; 64 sayfa, 2. hamur , ISBN: 978-605-127-277-1
Etiket 7,00 TL, ciniusyayinlari.com'da 6,65 TL (%5 indirim 0,35 TL)









Bize ulaşmak için: (212) 528 33 14


© 2006-2012

Facebook Sayfamıza Üye Olmak İçin Tıklayın